Yolcu taşımacılığı devi Uber, sürücüsüz araç yani robotaksi yarışına tam gaz dahil oluyor. ABD ve bazı denizaşırı pazarlarda sürücüsüz yolculukları başlatmak için 18'e yakın şirketle ortaklık kuran Uber, en dikkat çekici adımlarından birini elektrikli araç üreticisi Lucid ve otonom sürüş teknolojisi firması Nuro ile attı. Anlaşma, gelecek yıldan itibaren 20.000'den fazla Lucid aracında Nuro'nun robot sürücü teknolojisinin kullanılmasını ve Uber'in Lucid'e 300 milyon dolarlık yatırım yapmasını içeriyor. Ancak akıllardaki asıl soru şu: Kâr marjlarının bu kadar düşük olduğu bir sektörde neden başlangıç fiyatı 80.000 doları aşan lüks bir SUV olan Lucid Gravity tercih edildi?
Görünüşün Ardındaki Mantık: 'Yedekli Mimari'
UBS Küresel Sanayi ve Ulaşım Konferansı'nda konuşan Lucid CFO'su Taoufiq Boussaid, bu pahalı tercihin ardındaki stratejik mantığı açıkladı. Boussaid'e göre Lucid Gravity, bu tür bir uygulama için gereken tüm güvenlik özelliklerine ve en önemlisi 'yedekli mimariye' sahip, amaca uygun bir araç. Peki bu ne anlama geliyor?
Otonom araçların güvenli bir şekilde çalışabilmesi için normal bir otomobilden çok daha yüksek standartları karşılaması gerekir. Bu standartlar, herhangi bir sistem arızası durumunda devreye girecek ikincil sistemleri zorunlu kılar. İşte 'yedekli mimari' tam da bu noktada devreye giriyor:
- Yedekli Direksiyon Sistemleri: Bir sistem arızalanırsa, diğeri kontrolü devralır.
- Yedekli Fren Sistemleri: Frenlemede yaşanacak bir soruna karşı ikinci bir güvence katmanı sağlar.
- Çift Kontrol Üniteleri ve İletişim Yolları: Aracın beyni olarak kabul edilen sistemlerde yaşanabilecek aksaklıklara karşı bir B planı sunar.
Boussaid, bu sistemlerin Gravity'de fabrikasyon olarak bulunduğunu, bu sayede pahalı ve zaman alıcı modifikasyonlara gerek kalmadan araçları hızla operasyonel hale getirebileceklerini vurguladı. Mevcut birçok çözümün aksine, Gravity'ye sonradan lidar gibi sensörler eklemek için kapsamlı değişiklikler gerekmiyor.
Teknolojik İş Birliği: Lucid, Nuro ve Uber Üçgeni
Lucid Gravity, halihazırda DreamDrive Pro adı verilen Seviye 2 gelişmiş sürücü destek sistemine sahip. Ancak tamamen sürücüsüz bir robotaksi için çok daha gelişmiş bir teknoloji gerekiyor. İşte burada Nuro devreye giriyor. Lucid, Nuro'nun lidar, radar ve kameraları içeren eksiksiz donanım paketini Gravity modellerine fabrikada entegre edecek. Uber ise bu otonom sürüşe hazır, fabrikasyon SUV'ları satın alarak doğrudan kendi uygulaması üzerinden kullanıcıların hizmetine sunacak.
Bu üçlü ortaklık, her şirketin en güçlü olduğu alana odaklanmasını sağlıyor: Lucid donanımı (araç), Nuro yazılımı ve sensörleri (otonom beyin), Uber ise platformu ve müşteri ağını (operasyon) sağlıyor.
Eleştirel Bakış: Yüksek Maliyet Bir Dezavantaj Değil mi?
Tüm bu teknolojik avantajlara rağmen, Lucid CFO'su Boussaid de Gravity'nin yüksek maliyeti nedeniyle bariz bir robotaksi seçimi olmadığını kabul ediyor. Peki Uber, bu maliyetli denklemi nasıl kârlı hale getirmeyi planlıyor?
Ancak Uber ve rakiplerinin aşması gereken tek engel finansal maliyet değil. Otonom araçların yaygınlaşmasıyla ortaya çıkan ve otonom araçlarda hareket hastalığı olarak bilinen durum, yolcu deneyimini doğrudan etkileyen önemli bir sorun olarak öne çıkıyor. Geleneksel araçlardaki motor sesi ve titreşim gibi alışıldık duyusal ipuçlarının yokluğu ile yapay zekanın ani hızlanma veya frenleme gibi beklenmedik manevraları, beyin ile iç kulak arasında bir 'duyusal uyumsuzluk' yaratarak özellikle arka koltuk yolcularında mide bulantısını tetikleyebiliyor. Bu durum, başarılı bir robotaksi hizmeti için çözülmesi gereken önemli bir mühendislik ve konfor sorunudur.
Mühendislik sorunlarının yanı sıra, otonom sistemlerin trafikteki sosyal davranışları da önemli bir zorluk teşkil ediyor. Örneğin, Tesla'nın Full Self-Driving (FSD) sistemi, verimliliği insan nezaketinin önüne koyarak, diğer sürücülerin yolunu kesme veya ani şerit değiştirme gibi manevralar yapabiliyor. Bu durum, sistemin kullanıcılar tarafından 'kaba' veya 'agresif' olarak nitelendirilmesine yol açıyor. Robotaksi hizmetlerinin başarısı, sadece A noktasından B noktasına güvenli bir şekilde gitmekle kalmayıp, aynı zamanda yolculuk sırasında diğer sürücülerle uyumlu ve 'sosyal' bir sürüş deneyimi sunmasına da bağlı. Bu nedenle, yapay zekanın trafikteki kaba davranışları, Uber gibi şirketlerin aşması gereken yeni bir engel olarak ortaya çıkıyor.
Maliyet ve Değer Analizi
İlk yatırım maliyeti yüksek olsa da, Uber'in hesabı daha uzun vadeli olabilir. Fabrikasyon olarak otonom sürüşe hazır bir araç, sonradan yapılan modifikasyonların getireceği mühendislik, test ve sertifikasyon maliyetlerini ortadan kaldırır. Ayrıca, üst düzey güvenlik sistemleri, kaza riskini ve buna bağlı sigorta ve yasal maliyetleri düşürebilir. Uber, pazara daha hızlı girmenin getireceği avantajın, yüksek başlangıç maliyetini dengeleyeceğini öngörüyor olabilir.
Gelecek Vizyonu: Asıl Hedef Daha Uygun Fiyatlı Modeller
Boussaid, bu projenin bir sonraki adımının çok daha heyecan verici olabileceğinin sinyallerini verdi. Lucid'in gelecek yıl üretimine başlayacağı ve yaklaşık 50.000 dolarlık bir fiyat etiketine sahip olması beklenen orta boyutlu yeni EV platformu, bu tür uygulamalar için çok daha uygun bir zemin sunuyor. Nvidia'nın otonom sürüş teknolojisi sayesinde bu yeni modelin, 'gözler kapalı' tam otonom sürüş yeteneğine sahip olacağı belirtiliyor.
Bu yeni platformun merkezinde, isminin 'Earth' olması beklenen orta boy bir SUV yer alıyor. Lucid'in bu modeli kitle pazarı için daha ulaşılabilir kılma planının arkasında ise zekice bir üretim hamlesi yatıyor. Şirket, yüksek voltajlı batarya gibi Çin'den ithal edilen kritik bileşenleri Suudi Arabistan'daki fabrikasında monte ederek, ABD'nin Çin'e uyguladığı yüksek gümrük vergilerinden kaçınmayı hedefliyor. Lucid Earth modelinin Suudi Arabistan üretimi ve ABD tarifelerinden kaçınma stratejisi, şirketin 50.000 dolarlık rekabetçi fiyat hedefine ulaşmasında kilit bir rol oynayacak.
Sonuç olarak, Uber'in Lucid Gravity tercihi, ilk bakışta maliyetli bir kumar gibi görünse de, altında yatan strateji; güvenlik, pazara giriş hızı ve geleceğe yönelik bir teknoloji platformu yatırımı. Waymo'dan Avride'a kadar birçok rakibin olduğu bu kalabalık yarışta, Uber'in bu lüks hamlesinin ne kadar başarılı olacağını zaman gösterecek. Ancak kesin olan bir şey var ki, robotaksi geleceği sandığımızdan çok daha yakın ve oyuncular pozisyonlarını şimdiden alıyor.
Kaynak: Bu haberin oluşturulmasında InsideEVs tarafından yayınlanan bilgilerden yararlanılmıştır.