Tesla’dan Radikal Hamle: Direksiyonsuz ve Pedalsız Cybercab 2026’da Yollarda Olacak mı?

Haber Merkezi

24 October 2025, 09:01 tarihinde yayınlandı

Tesla Cybercab: Direksiyon ve Pedalsız Otonom Taksi 2026'da Üretime Başlıyor İddiası

Tesla CEO’su Elon Musk, şirketin son çeyrek kazanç toplantısında, otomotiv dünyasını ikiye bölecek iddialı bir tarih açıkladı: Direksiyon veya pedal bulundurmayacak tamamen otonom Cybercab modelinin üretimi, 2026 yılının ikinci çeyreği bitmeden başlayacak. Bu, yaklaşık 251 günlük bir süreye denk geliyor. Musk’ın bu açıklaması, şirketin hisse senetleri için ya büyük bir zafer ya da 'zamana yenik düşecek' bir söz olarak görülüyor. **Bu uzun vadeli hedefe ek olarak, Musk, 2024 yılının sonuna kadar mevcut Robotaksi filosundan güvenlik sürücülerinin tamamen çıkarılmasını planladığını da duyurdu.** Bu amaç, Tam Otonom Sürüş (FSD) yazılımının 'yetişkinliğe' erişmeye başladığına dair iddialarla destekleniyor, ancak bu tür radikal bir adımın hayata geçirilmesi düzenleyici kurumların onaylarına bağlı kalacaktır. **Tesla’nın robotaksi filosu yılın sonunda güvenlik sürücülerinden arındırılıyor** **haberimizi** **inceleyerek detaylı bilgi edinebilirsiniz.**

Ancak şirketin tam otonomi hedefine ulaşma yolundaki en büyük engellerden biri, mevcut sistemlerin güvenlik karnesi olabilir. Tesla'nın yayımladığı son Q3 2025 güvenlik raporu, Autopilot etkinken meydana gelen kaza sıklığının üst üste üçüncü çeyrekte de artış gösterdiğini ortaya koydu. Rapora göre, Autopilot sistemi devredeyken araçlar, ortalama her 6.36 milyon mil (yaklaşık 10.23 milyon kilometre) sürüş başına bir kaza yaşadı. Bu düşüş trendi, sistemin genel güvenlik marjının daraldığına işaret ediyor. **Tesla Autopilot güvenlik raporundaki güncel kaza oranları artışını** **buradan okuyabilirsiniz.**

Cybercab’in Radikal Tasarımı: Maliyet Optimizasyonu Ön Planda

Cybercab, lansmanından itibaren Cybertruck’tan bile daha fazla tartışma yarattı. Zira ön koltukta bile bir kontrol mekanizması (direksiyon veya pedal) olmaması, tam otonomiye olan güvenin nihai göstergesi. Musk, bu kararı aracın temel amacına bağlıyor: kilometre başına maliyeti (CPC) minimuma indirmek. Cybercab, tamamen Full Self-Driving (FSD) yazılımının vizyon tabanlı yetenekleri için optimize edilmiş bir araç olacak.

Tesla’nın ‘sadece görüş’ (vision-only) felsefesiyle ilerlemesine karşın, geleneksel otomotiv devleri otonom sürüş güvenliğini sensör yedekliliğiyle sağlamayı tercih ediyor. Örneğin, General Motors (GM), popüler Super Cruise sistemine LIDAR sensörlerini entegre ederek, 2028 yılına kadar sistemini Seviye 3 'gözler serbest' (eyes-off) sürüş yeteneğine ulaştırmayı hedeflediğini duyurdu. Bu yaklaşım, Tesla’nın radikal vizyonuna karşı daha temkinli ve çoklu veri kaynağına dayanan bir güvenlik felsefesini temsil ediyor. **GM Super Cruise'un LIDAR entegrasyonuyla 2028 hedefi** hakkında daha fazla bilgiye **buradan ulaşabilirsiniz.**

“Üretimi olabildiğince hızlı genişleteceğiz ve tedarikçilerimiz yetişebildiği sürece ilerleyeceğiz. Üretimdeki en büyük genişleme, önümüzdeki yılın ikinci çeyreğinde üretime başlayacak olan Cybercab ile gerçekleşecek.” - Elon Musk

Şeytanın Avukatı: Musk’ın Süreleri ve Kapasite Sorunları

Musk’ın bu denli kısa bir süre (bir insan hamileliğinden bile kısa) içinde direksiyonsuz bir aracı seri üretime sokma sözü, piyasada ciddi şüphelere neden oluyor. Tesla’nın tarihindeki gecikmeler göz önüne alındığında, bu takvim oldukça iddialı. Dahası, Tesla şu anda üretim kısıtlamaları yaşamıyor; örneğin Teksas Gigafactory’deki Cybertruck üretim hattı yalnızca yaklaşık %20 kapasiteyle çalışıyor. Eğer mevcut talebi karşılamakta zorlanmıyorsa, Cybercab’e yönelik bu hızlı kapasite artışı talebi kimden bekliyor? Yatırımcılar mı, yoksa geniş EV alıcı kitlesi mi?

Öne Çıkanlar: Otomotiv Sektörünü Bekleyen Çift Yönlü Baskı

  • Radikal Otonomi: Cybercab, direksiyon ve pedalsız tasarımıyla otonom araçlarda maliyet optimizasyonunu hedefliyor.
  • Robotaksi Genişlemesi: Tesla, Cybercab hazırlıklarına paralel olarak, Robotaksi hizmetini yıl sonuna kadar 8 ila 10 büyük metropol alana yaymayı planlıyor; Nevada, Florida ve Arizona öncelikli hedefler arasında yer alıyor.
  • Tarife Baskısı: ABD’deki otomobil üreticileri, fabrika otomasyon ekipmanlarına (robotlara) uygulanması planlanan potansiyel vergiler nedeniyle üretim maliyetlerinin artacağı konusunda uyarıyor.
  • Kullanım Çağı: Volkswagen verileri, yeni elektrikli araçların %80’inden fazlasının satın almak yerine kiralamayı (leasing) tercih ettiğini gösteriyor.

Maliyet Krizi Kapıda: Otomotiv Devleri Robotlara Tarife İstemiyor

Tesla’nın otonomi atılımının yanı sıra, küresel otomotiv endüstrisi maliyet artışlarıyla mücadele ediyor. ABD Ticaret Bakanlığı’nın, Taahhütleri Genişletme Yasası’nın 232. Bölümü kapsamında, araç montajında kullanılan ithal fabrika otomasyon ekipmanlarına (robotlar) vergi uygulamayı incelemeye başlaması sektörü alarma geçirdi.

General Motors, Toyota, Volkswagen ve Hyundai gibi devleri temsil eden Otomotiv İnovasyon İttifakı (Alliance for Automotive Innovation), yönetime basit bir mesaj gönderdi: Robotları vergilendirirseniz, arabaları da vergilendirmiş olursunuz. Otomotiv üreticileri, bu tarz gümrük vergilerinin üretim maliyetlerini artıracağını, tedarik gecikmelerine yol açacağını ve yeni araç fiyatlarını tüketiciler için daha da yükselteceğini belirtiyor. Sektör, geçen yıl ABD'ye kurulan endüstriyel robotik makinelerin %40'ının otomotiv tesisleri için kullanıldığını savunarak, yerli üretimi teşvik etme amacının, bu ekipmanları pahalılaştırarak baltalanacağını vurguluyor.

Mülkiyetten Kullanıma Geçiş: Volkswagen’de Elektrikli Araç Leasing Patlaması

Otomotiv sektöründeki bir diğer büyük değişim ise tüketici davranışlarında yaşanıyor. Volkswagen Finansal Hizmetler CEO’su Christian Dahlheim, 2025 yılında ABD'de finanse edilen VW elektrikli araçlarının (BEV) %80’inden fazlasının satın alma yerine kiralama (leasing) yoluyla edinildiğini açıkladı.

Bu eğilimin birkaç nedeni var. Birincisi, otomobil üreticilerinin sunduğu agresif kiralama anlaşmaları. İkincisi ve daha önemlisi, elektrikli araçların değer kaybı (depresiasyon) eğrisinin keskin olması. Tüketiciler, bu hızlı değer kaybı riskini üstlenmek yerine kiralamayı tercih ediyor. Son olarak, VW’nin ‘esir üçgen’ (captive triangle) adını verdiği müşteri tutma stratejisi devreye giriyor. Kiralama, otomobil üreticisinin aracı elinde tutmasını ve sözleşme sona erdiğinde müşteriye kendi grubundan yeni bir ürün satmasını kolaylaştırıyor. Dahlheim, bu trendi Netflix veya Spotify gibi abonelik modellerine benzetiyor; insanlar artık varlıklara sahip olmak yerine onları kullanmayı tercih ediyor.

“BEV’lerde bu oran %80’in üzerinde. Bu trend, otomobil üreticisi için aslında iyi bir şey; zira aracı biz kiralıyoruz, daha sonra ikinci el araç olarak tekrar satıyoruz.” - Christian Dahlheim, VW Finansal Hizmetler CEO’su

Tüm bu gelişmeler, otomotiv endüstrisinin sadece teknolojik değil, aynı zamanda ekonomik, politik ve tüketici alışkanlıkları açısından da köklü bir dönüşümden geçtiğini gösteriyor. Tesla’nın otonomi vizyonu bir yandan geleceği çizerken, diğer yandan sektör maliyetler ve mülkiyet kavramının değişimiyle boğuşuyor.

Kaynak: InsideEVs