Teknoloji dünyasının muazzam enerji ihtiyacı, nükleer enerji alanında beklenmedik gelişmeleri tetikliyor. Bildiğimiz kadarıyla, ABD'de bir dönem kapanma kararı alınan Three Mile Island'daki nükleer reaktörün yeniden faaliyete geçirilmesi için önemli bir finansman hamlesi geldi. Trump yönetiminin Enerji Bakanlığı (DOE) aracılığıyla Constellation Energy'ye sağlanacak 1 milyar dolarlık kredi, projenin kilit basamağını oluşturuyor.
Ancak enerji arayışı sadece eski reaktörlerin yeniden faaliyete geçirilmesiyle sınırlı değil; bilim insanları nükleer enerjinin geleceği olarak görülen füzyon teknolojisinde de çığır açıcı ilerlemeler kaydediyor. Yakın zamanda önde gelen girişimlerden Zap Energy, Fuze-3 cihazıyla Z-Pinch tipi füzyon sistemlerinde 232.000 psi'nin üzerinde rekor bir plazma basıncına ulaşarak ticari füzyon enerjisine giden yolda önemli bir teknik engeli aştı. Bu tür gelişmeler, teknoloji devlerinin sadece mevcut kapasiteyi değil, aynı zamanda uzun vadeli, temiz ve sürdürülebilir enerji kaynaklarını da aktif olarak desteklediğini gösteriyor. Zap Energy'nin füzyon rekoru hakkında detaylı bilgiyi buradan inceleyebilirsiniz.
Constellation Energy, bu reaktörü 2019'dan beri kapalı tutuyordu. Ancak Microsoft'un yaptığı stratejik bir anlaşma, bu durumu değiştirdi. Teknoloji devi, bu 835 megavatlık santralin üreteceği elektriğin tamamını yirmi yıl boyunca satın almayı taahhüt etti. Bu taahhüt, projenin geri kalan 1.6 milyar dolarlık maliyetinin finanse edilmesinde kritik rol oynuyor. Şirket, yenileme çalışmalarının 2028'de tamamlanmasını hedefliyor.
Veri Merkezleri ve Nükleer Enerji İlişkisi
Bu hareket, özellikle yapay zeka ve büyük veri merkezlerinin enerji talebinin hızla artmasıyla paralel ilerliyor. Teknoloji şirketleri, istikrarlı ve yüksek kapasiteli enerji kaynakları arayışında rüzgar ve güneş enerjisinin ötesine geçmeye başladı. Nükleer enerji, kesintisiz (24/7) güç sağlama potansiyeli nedeniyle bu şirketlerin yeni gözdesi haline geldi. Hatta Microsoft'un rakibi Meta'nın da benzer şekilde Constellation ile Illinois'teki bir nükleer santralin 'temiz enerji niteliklerini' satın almak üzere anlaşma imzaladığı biliniyor.
Bu durum, sadece enerji tedarikini artırmakla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda donanım tarafında enerji verimliliği çözümlerine olan acil ihtiyacı da gözler önüne seriyor. Örneğin, eski Intel CEO'su Pat Gelsinger'ın da desteklediği PowerLattice gibi yeni nesil girişimler, yapay zeka çiplerinin güç tüketimini önemli ölçüde (%50'nin üzerinde) azaltmayı vadeden güç dağıtım çipletleri geliştiriyor. Bu tür teknik çözümler, veri merkezlerinin devasa enerji talebini düşürerek, nükleer enerjiye olan bağımlılığı dengeleme potansiyeline sahip. Yapay zeka çiplerinde enerji verimliliği ve PowerLattice gelişmeleri hakkında daha fazla detaya buradan ulaşabilirsiniz.
Unutulmamalıdır ki, yeniden faaliyete geçirilen bu ünite, 1979'daki ikonik kazanın yaşandığı Unit 2 değil; 1974'te devreye alınan ve ucuz doğal gaz nedeniyle kârlılığını yitirince 2019'da kapatılan Unit 1'dir. Bu, santralin tamamının değil, sadece bir bölümünün geri dönüşünü ifade ediyor.
Finansal Detaylar ve Eleştirel Bakış
Microsoft'un Constellation ile yaptığı anlaşmanın fiyatlandırma detayları gizli tutulsa da, analistler şirketin megavat saat başına yaklaşık 110 ila 115 dolar ödeyebileceğini tahmin ediyor. Lazard'ın enerji maliyet karşılaştırmalarına göre bu fiyat, yeni kurulan bir nükleer santrale göre daha uygun olsa da, rüzgar, güneş ve jeotermal gibi yenilenebilir kaynakların sunduğu maliyetlerin oldukça üzerinde kalıyor. Hatta bataryalarla desteklenmiş 24/7 çalışan yenilenebilir projeleri bile daha ucuza mal olabiliyor.
Bu anlaşmanın en büyük eleştirisi, yeni nesil yenilenebilir enerji maliyetlerinin üzerine prim ödenmesi. Ancak nükleer enerjiyi savunanlar, bu 'primin' veri merkezi operasyonları için vazgeçilmez olan 7/24 kesintisiz ve yüksek yoğunluklu enerji arzının güvencesi olduğunu belirtiyorlar. Bu, teknoloji devlerinin enerji güvenliğini maliyetten daha üstün tuttuğunun bir göstergesidir.
DOE Kredi Mekanizması ve Tarihsel Miras
Söz konusu kredi, DOE'nin 2005 tarihli Enerji Politikası Yasası kapsamında kurulan Kredi Programları Ofisi (LPO) aracılığıyla sağlanıyor. LPO, temiz enerji teknolojilerinin büyümesini desteklemek amacıyla kurulmuş olsa da, geçmişte Solyndra gibi iflas eden şirketlere verdiği krediler nedeniyle eleştirilere de maruz kalmıştı. Ancak genel değerlendirmeler LPO'nun başarılı olduğunu gösteriyor; örneğin Tesla da 2010'da bu programdan kredi almış ve 2013'te geri ödemilarını tamamlamıştı.
Biden yönetiminde Enflasyon Azaltma Yasası (IRA) ile güçlendirilen bu ofis, mevcut enerji santrallerini düşük emisyon hedefleriyle yeniden faaliyete geçirme programlarını da destekliyor. Bu destek, mevcut altyapının modernizasyonu ve enerji güvenliğinin sağlanması açısından önemli bir finansal araç işlevi görüyor.
| Proje Detayı | Değer |
|---|---|
| Kredi Miktarı | 1 Milyar Dolar |
| Santral Adı | Three Mile Island (Unit 1) |
| Alıcı Firma (Enerji) | Constellation Energy |
| Enerji Alıcısı (Teknoloji) | Microsoft |
| Öngörülen Tamamlanma Yılı | 2028 |
Bu gelişme, ABD'nin enerji stratejisinde, özellikle yüksek teknoloji sektörünün büyümesini destekleme hedefi doğrultusunda, nükleer enerjinin kritik bir köprü görevi üstlendiğini açıkça gösteriyor.
Kaynak: Teknolojik gelişmeler ve finansman detayları için orijinal habere göz atabilirsiniz: Three Mile Island Reaktör Yeniden Başlatma Kredisi