ABD Başkanı Donald Trump'ın, yurt dışında üretilen filmlere %100 gümrük vergisi uygulama yönündeki son tehditleri, sektör profesyonelleri tarafından pek de ciddiye alınmıyor. Roma'da düzenlenen önde gelen film ve TV sektörü buluşması MIA Market'te, Avrupalı yöneticiler, Hollywood prodüksiyonlarının kıta üzerindeki akışının devam etmesinden duydukları memnuniyeti dile getirdi.
Avrupa'nın Cazibesi: Rekabetçi Avantajlar ve Finansal Çekicilik
Dünya genelinde prodüksiyon maliyetlerinin hızla artmasıyla birlikte, maliyet bilincine sahip yapımcılar tasarruf arayışında Avrupa'yı daha cazip bir merkez olarak görüyor. Fransız yatırım şirketi Axio ortağı Alexandra Lebret, “Bu çok basit bir soru ve ABD bunu anladı: Bugün bir yapımcı için Avrupa’dan daha iyi bir yerde olmak mümkün değil,” diyerek bu durumu özetledi.
Avrupa'nın cazibesi, sadece düşük genel maliyetlerden ibaret değil. Sektör temsilcileri, vergi indirimleri, yumuşak finansman mekanizmaları ve yetenek havuzunun zenginliğine dikkat çekiyor.
Bu rekabet avantajını pekiştiren bir diğer önemli unsur ise stüdyoların sanal prodüksiyon teknolojilerine yaptığı büyük yatırımlardır. Örneğin, İngiliz sinema tarihinin önemli merkezlerinden Twickenham Film Stüdyoları, prodüksiyon maliyetlerini ve karmaşıklığını azaltmak amacıyla Samsung'un desteğiyle devasa bir LED sistemi kurmuştur. Sanal prodüksiyonun, geleneksel dış mekan çekimlerine kıyasla çok daha düşük maliyetlerle (bazı durumlarda %50-75 tasarruf) yüksek kaliteli sonuçlar sunması, Avrupa'yı maliyet bilincine sahip yapımcılar için daha da çekici hale getiriyor. Bu önemli teknoloji yatırımının detayları için Twickenham Stüdyoları ve Samsung sanal prodüksiyon yatırımını inceleyebilirsiniz.
Bu küresel çekiciliğin somut bir örneği olarak, Birleşik Krallık ve Hindistan, sinema sektörleri arasındaki işbirliğini derinleştiren önemli bir Mutabakat Zaptı (MoU) imzaladı. Hindistan'ın önde gelen yapımcılarını temsil eden Producers Guild of India (PGI) ile Birleşik Krallık ticaret kuruluşu Pact arasında imzalanan bu anlaşma, ortak yapımları, vergi kredisi bilgilerini ve en iyi uygulamaları paylaşmayı hedefliyor. Bu stratejik ortaklığın hemen ardından, Hindistan sinemasının devlerinden Yash Raj Films (YRF), Birleşik Krallık’ta üç büyük prodüksiyon çekmek üzere anlaşarak İngiliz ekonomisine büyük bir katkı sağlamayı taahhüt etti. Bu taahhüt, İngiliz ekonomisine milyonlarca sterlin enjekte etmesi ve 3.000’den fazla yeni iş imkanı yaratması beklenen somut bir adımdır. Başbakan Keir Starmer, YRF Stüdyolarına yaptığı ziyaret sırasında, Bollywood'un İngiltere'ye dönüşünün iş, yatırım ve fırsat getirdiğini vurguladı. İngiltere ve Hindistan arasındaki bu sinema işbirliği ve Pact-PGI anlaşmasının detayları için ilgili haberimize göz atabilir, Keir Starmer’ın Bollywood ziyareti ve Yash Raj Films’in 3.000 iş yaratma yatırımının detayları hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.
“Avrupa'da çekim yapmak harika,” diyen deneyimli yapımcı Rodrigo Texeira, “Amerikan filmleri buraya, sizin Avrupa'da sahip olduğunuz araçlara sahip olmadıklarını anladıkları için geliyorlar.”
Lebret, Avrupa'nın sunduğu avantajları sıralarken, “Yeteneklerimiz var. Herhangi bir film veya TV dizisinin maliyetini %30 oranında düşürmemizi sağlayan vergi teşviklerimiz var. Ayrıca ek finansmanımız da mevcut. Bu çılgınca, harika. Bu yüzden [Axio] ABD'ye gitmeyecek. Biz, ABD'nin bize gelmesini bekleyeceğiz,” ifadelerini kullandı. Bu durum, Trump'ın olası bir vergilendirmesinin ABD'li film şirketlerine karşı olacağı yönünde ironik bir yorumu da beraberinde getiriyor.
Piyasa Dinamikleri ve Şeytanın Avukatı Perspektifi
Peki, Trump'ın tarifeleri ne anlama geliyor? İtalyan kültür alt sekreteri Lucia Borgonzoni, bu tehditleri “çılgınca” olarak nitelendirerek, bu tür bir verginin Amerikalılara da zarar vereceğini belirtti. Ünlü yapımcı Texeira ise, Trump'ın ne demek istediğinin kimse tarafından anlaşılamadığını, sanki “kendi ayakkabılarından vergi alacakmış gibi” olduğunu esprili bir dille dile getirdi.
Eleştirel Not: Teorik olarak, ABD yapımlarına %100 vergi getirilmesi, Avrupa'nın maliyet avantajını daha da artırabilir. Ancak sektördeki temel endişe, bu tür politik belirsizliklerin küresel film finansman zincirlerini daha da karmaşık hale getirmesi ve sektördeki genel maliyet baskısını hafifletmek yerine, bölgesel anlaşmazlıkları derinleştirmesidir.
Sürdürülebilirlik Sorunu ve Finansmanda Yeni Arayışlar
Panelistler, Avrupa'nın bir prodüksiyon üssü olarak yükselişine rağmen mevcut trendlerin sürdürülemez olduğu konusunda hemfikir. Lebret, “Bütçeler çok yüksek. Bunu destekleyecek yeterli finansman yok. Maliyeti nasıl düşüreceğiz? İşte cevaplamamız gereken soru bu,” diyerek sektörün temel ikilemine işaret etti.
Bu boşluğu doldurmak amacıyla, Lebret'in firması geçtiğimiz Nisan ayında, bağımsız prodüksiyon şirketlerini desteklemeye adanmış ilk Avrupa öz sermaye fonu olan Together Fund'ı başlattı. UTA satış temsilcisi Alex Brunner ise, ön satışların (pre-sales) artık eskisi kadar güvenilir olmadığını, piyasanın “bolluk ya da kıtlık” arasında gidip geldiğini belirtti. Bu durum, projelerin pazara sunulmadan önce kusursuz bir paket haline getirilmesini zorunlu kılıyor.
Sektör Profili: Finansal Zorluklar ve Çözüm Arayışları
Aşağıdaki tablo, sektör profesyonellerinin maliyet ve finansman konusundaki temel yaklaşımlarını özetlemektedir:
| Profesyonel | Temel Odak Noktası | Durum Yorumu |
|---|---|---|
| Alexandra Lebret (Axio) | Maliyet Düşürme ve Öz Sermaye Fonları | Avrupa'nın maliyet avantajı devam ediyor; ancak mevcut bütçeler sürdürülemez. |
| Alex Brunner (UTA) | Paketleme ve Ön Satış Güvenilirliği | Ön satış modeli eskidi; her şeyin pazara sunulmadan önce kusursuz paketlenmesi gerekiyor. |
| Rodrigo Texeira (RT Features) | ABD'li Yapımcıların Avrupa'ya Kayışı | Avrupa'daki teşvikler, ABD'li projeleri buraya çekiyor. |
Sonuç olarak, Trump'ın tehditleri sektörde bir endişeden çok, Avrupa'nın sunduğu finansal ve operasyonel üstünlüğü bir kez daha teyit eden bir arka plan gürültüsü olarak algılanıyor. Ancak, sektörün önündeki en büyük zorluk, artan bütçeleri dengeleyecek yeni ve kalıcı finansman modelleri bulmak olarak öne çıkıyor.
Rome’s MIA Market etkinliği 6 - 10 Ekim tarihleri arasında gerçekleşti.
Orijinal bilgilerin kaynağı için Variety'nin haberine göz atın.