Sinema dünyasının dahi çocuğu Quentin Tarantino'nun kült klasiği Kill Bill, hayranlarının uzun süredir bir 'beyaz balina' misali beklediği orijinal formunda nihayet sinema salonlarına geri dönüyor. Lionsgate, Kill Bill Vol. 1 ve Kill Bill Vol. 2’yi birleştiren ve yönetmenin tek bir film olarak tasarladığı epik versiyon olan “Kill Bill: The Whole Bloody Affair”in ilk kez ülke çapında vizyona gireceğini duyurdu.
Bu tarihi gösterim, 5 Aralık tarihinde başlayacak ve film meraklılarına görsel bir şölen sunmak amacıyla hem 70mm hem de 35mm formatlarında sunulacak. Bu, Tarantino’nun vizyonunu en saf haliyle deneyimlemek isteyen sinemaseverler için kaçırılmayacak bir fırsat.
Tarantino’nun Orijinal Vizyonu: Neden İkiye Bölündü?
2003 ve 2004 yıllarında altı ay arayla vizyona giren Kill Bill filmleri, aslında tek bir uzun metraj olarak çekilmişti. Ancak dört saati aşan destansı süresi nedeniyle yapımcılar, filmi ticari kaygılarla iki bölüme ayırma kararı almıştı. Her iki bölüm dünya çapında toplam 330 milyon dolardan fazla hasılat elde ederek gişede büyük bir başarı yakalamıştı.
Yönetmen Quentin Tarantino, yaptığı açıklamada bu birleşmiş versiyonun gösteriminden duyduğu memnuniyeti dile getirdi:
“Onu tek bir film olarak yazdım ve yönettirdim. Hayranlara onu tek bir film olarak görme şansını verdiğim için çok mutluyum. ‘Kill Bill: The Whole Bloody Affair’i görmenin en iyi yolu, görkemli 70mm veya 35mm formatında bir sinema salonudur. Tüm görkemiyle büyük ekranda kan ve bağırsaklar!”
Yeni Versiyonda Neler Farklı?
“The Whole Bloody Affair” versiyonu, sadece iki filmi arka arkaya eklemekten ibaret değil. Bu özel kurgu, Kill Bill Vol. 1'in sonunda yer alan ‘devam edecek’ tarzı keskin bitişi ve Vol. 2'deki özet başlangıcı ortadan kaldırarak akıcı ve tek parça bir hikaye sunuyor.
Daha da önemlisi, bu gösterim, hayranların daha önce hiç görmediği **7,5 dakikalık yeni bir animasyon sekansını** da içeriyor. Bu ek sahnenin, Gelin'in (The Bride) geçmişine dair derinlikli bilgiler sunması bekleniyor.
Tarantino, özellikle son yıllarda 70mm ve 35mm gibi analog film formatlarının sadık bir savunucusu olmuştur. Dijital sinemanın hakim olduğu bu çağda, 70mm formatı çok daha yüksek çözünürlük, daha zengin renkler ve daha keskin bir görüntü sunarak sinema deneyimini en üst seviyeye taşır. Bu, yönetmenin filmin sanatsal bütünlüğüne verdiği önemin bir göstergesidir.
Sinema dünyasındaki bu yoğun hareketlilik, yalnızca Tarantino’nun projeleriyle sınırlı kalmıyor. Başka bir dahi yönetmen olan Guillermo del Toro da, Netflix için hazırladığı Mary Shelley klasiği “Frankenstein” uyarlamasıyla adından söz ettiriyor. Film, Oscar Isaac ve Mia Goth gibi güçlü isimlerin yanı sıra, Canavar rolünde tüyler ürpertici bir performans sergileyen Jacob Elordi'yi barındırıyor. Del Toro’nun, esere 'bilimin yanlış yola sapması' yerine affetme ve anlama gibi felsefi derinlik katma yaklaşımı ve filmin görkemli prodüksiyon kalitesi, yapımın sadece bir yayın içeriği değil, aynı zamanda ödül sezonunda iddialı bir sinemasal deneyim olacağının sinyallerini veriyor.
Öte yandan, bağımsız sinemanın önde gelen stüdyosu A24 de sınırları zorlayan yapımlarıyla dikkat çekmeye devam ediyor. Stüdyonun son bombası olan, başrollerini Alexander Skarsgard ve Harry Melling’in paylaştığı Pillion filmi, motorcu çetesi lideri ile çekingen bir genç arasındaki sıra dışı bir BDSM ilişkisini ele alıyor. Cannes Film Festivali'nde yedi dakikalık ayakta alkış alan Pillion filminin cesur fragmanı, hem BDSM dinamiklerini hem de motorcu alt kültürünün queer bir yorumunu birleştirerek sinema gündemine oturdu.
Ödül sezonu yaklaşırken, uluslararası arenada dikkat çeken bir diğer gelişme de Moğolistan'dan geldi. Moğolistan, 98. Akademi Ödülleri'nde (Oscar) ülkeyi temsil etmesi için yönetmen Janchivdorj Sengedorj imzalı Silent City Driver’ı En İyi Uluslararası Film kategorisine resmi aday olarak duyurdu. 14 yıllık hapis cezasının ardından cenaze arabası şoförlüğü yapan Myagmar’ın kefaret arayışını anlatan bu film, Tallinn Black Nights Film Festivali'nden En İyi Film Grand Prix dahil önemli ödüller kazanarak uluslararası camiada güçlü bir ivme yakaladı.
Sinemasal Deneyim ve Zorluklar
Kill Bill: The Whole Bloody Affair, daha önce 2006 Cannes Film Festivali'nde (yarışma dışı) ve 2011'de Tarantino'nun sahip olduğu New Beverly Cinema gibi kısıtlı mekanlarda gösterilmişti. Ancak bu, filmin ilk ulusal çaptaki ticari gösterimi olacak.
Elbette, 4 saati aşan bir sürenin, modern izleyicinin dikkat süresi ve sinema salonlarının programlaması açısından zorluklar yaratabileceği eleştirisi de mevcut. Zira en son L.A.’deki Vista Tiyatrosu’nda yapılan sınırlı gösterimde bile film, iki bölüm arasında zorunlu bir ara (intermission) ile gösterilmişti. Buna rağmen, sinema eleştirmenleri bu bütünleşik deneyimin, hikaye akışı ve karakter gelişiminin kesintisiz izlenmesi açısından benzersiz bir değer sunduğu konusunda hemfikir.
Özet Bilgiler
- Film Adı: Kill Bill: The Whole Bloody Affair
- Vizyon Tarihi: 5 Aralık (Ulusal Çapta İlk Kez)
- Dağıtımcı: Lionsgate
- Önemli Özellikler: 70mm ve 35mm sunumlar, 7,5 dakikalık yeni animasyon sekansı
Lionsgate, halihazırda Tarantino'nun Rezervuar Köpekleri, Jackie Brown, Soysuzlar Çetesi ve Zincirsiz gibi birçok eserinin kütüphane dağıtım haklarını yönetiyor.
Kaynak: Variety