Ünlü yatırımcı ve “Shark Tank” sunucusu Kevin O’Leary, Holywood'daki ilk uzun metrajlı oyunculuk deneyimi olan A24 yapımı 'Marty Supreme' filminin tanıtımını yaparken, geleneksel film yapım süreçlerine dair tartışma yaratacak bir çıkış yaptı. O’Leary, bu tür yüksek bütçeli yapımlarda, arka plan oyuncularının (figüranların) yerine yapay zeka (YZ) destekli dijital ajanların kullanılmasıyla yapım maliyetlerinden 'milyonlarca dolar' tasarruf edilebileceğini öne sürdü.
- O’Leary, 150’ye kadar çıkan figüran maliyetlerinin filmlerin bütçesini milyonlarca dolar artırdığını belirtiyor.
- Yapay zeka ile maliyetleri 90 milyon dolardan 35 milyon dolara düşürerek iki film çekilebileceği iddia ediliyor.
- Öneri, SAG-AFTRA sendikasının, YZ’nin sanatçıların geçim kaynaklarını tehlikeye atması yönündeki endişeleriyle çelişiyor.
- A24’ün 'Marty Supreme' filmi, 60 milyon doların üzerindeki bütçesiyle stüdyonun en pahalı yapımı olarak öne çıkıyor.
Maliyet Kısıtlaması ve Yapay Zeka Çözümü
The Hill’in “World of Travel: The Podcast” programına katılan O’Leary, kendi yapay zeka yatırımlarını ve bu teknolojinin film endüstrisine potansiyel entegrasyonunu tartıştı. O’Leary’ye göre, özellikle dönem filmleri gibi kalabalık sahnelere sahip yapımlarda, figüranların maliyeti büyük bir yük oluşturuyor.
“Hemen hemen her sahnede 150’ye kadar figüran vardı. Bu insanlar 18 saat ayakta kalmak zorundalar, tamamen kostümlü oluyorlar. Filmde ana oyuncu değiller ama hareket etmeleri gerekiyor. Ve bu, milyonlarca dolara mal oluyor,” diyen O’Leary, “Neden onların yerine sadece yapay zeka ajanları koymayalım ki? Milyonlarca dolar tasarruf edilebilir, böylece daha fazla film çekilebilir. Aynı yönetmen, harcadığı 90 milyon dolar yerine 35 milyon dolar harcayıp iki film yapabilirdi,” şeklinde konuştu.
O’Leary’nin rol aldığı ve Timothée Chalamet'nin ping-pong dahisini canlandırdığı 'Marty Supreme', A24'ün 60 milyon doları aşan bütçesiyle en pahalı filmi olarak dikkat çekiyor. Bu yüksek bütçe, O'Leary'nin maliyet düşürme önerilerinin merkezine oturuyor.
Sanatçı Sendikalarından Sert Tepki: Tilly Norwood Vakası
Yatırımcı, yapay zeka aktörlerin kullanılması fikrini desteklerken, Zürih Zirvesi’nde tanıtılan ve “%100 yapay zeka” olan Tilly Norwood adlı dijital “oyuncuyu” örnek gösterdi. O’Leary, bu yapay zeka ajanı için, “İstediğiniz yaşta gelebilir. Yemek yemeye ihtiyacı yok, bu yüzden günde 24 saat çalışır. Sendikalar çılgına dönüyor,” ifadelerini kullandı. (Not: O’Leary, YZ oyuncu adını Tilly Norwood yerine 'Tilly Norwell' olarak yanlış telaffuz etmiştir.)
SAG-AFTRA, yapay zeka aktörlere yönelik hızla bir açıklama yayınlayarak, bu yeni ürünün “sanatçıların geçim kaynaklarını tehlikeye attığını ve insan sanatını değersizleştirdiğini” belirterek bu gelişmeleri şiddetle kınamıştı.
Bu durum, Hollywood'da devam eden ve yapay zeka kullanımının sınırlarını belirlemeye çalışan kritik işçi sendikası (SAG-AFTRA) görüşmelerinin tam ortasına düşen bir tartışma konusu olmaya devam ediyor. Sanat camiası, arka planda dahi olsa, insan yaratıcılığının ve emeğinin önemini vurgularken; O’Leary ise “Sanat uğruna, bazı durumlarda YZ’ye izin verilmesi gerektiğini savunurum. Figüranlar çok iyi bir örnek, çünkü aradaki farkı anlayamazsınız,” diyerek teknolojik ilerlemenin kaçınılmazlığını vurguluyor.
Bu endişeler sadece Hollywood setleriyle sınırlı kalmıyor; medya ve habercilik dünyasında da yapay zekanın yol açtığı dönüşümler somut bir şekilde yaşanıyor. Birleşik Krallık’ın önde gelen yayıncısı Channel 4, "Yapay Zeka İşimizi Alacak mı?" başlıklı özel bir program yayınladıktan sonra, programın sunucusunun dahi tamamen yapay zeka tarafından üretilmiş bir görüntü ve ses olduğu son dakikalarda açıklanmıştı. Bu olay, O’Leary’nin maliyet tasarrufu argümanını desteklese de, YZ’nin sıradan işlerden TV sunuculuğu gibi görünürdeki mesleklere kadar herkesin hayatına dokunarak iş kayıplarına yol açacağı etik tartışmasını derinleştirdi. Channel 4’ün yapay zeka sunucu kullanımı ve iş kaybı etikleri hakkındaki detaylı bilgilere **Channel 4 yapay zeka sunucu haberinden** ulaşabilirsiniz.
Yapay Zeka Her Yerde: Müzikten Dijital İkizlere
O’Leary’nin yapay zeka vizyonu sadece filmlerle sınırlı değil. Kendisi ayrıca yapay zeka tarafından üretilen müzik grubu olan The Velvet Sundown’ı (O’Leary bunu ‘Velvet Sunset’ olarak hatalı bir şekilde adlandırmıştır) da gündeme getirdi. Bu tür YZ içeriklerinin halihazırda popüler indirme listelerinde üst sıralarda yer aldığını belirterek, teknolojinin ilerlemesinin durdurulamayacağını ifade etti.
Yatırımcı aynı zamanda, kendisinin de dijital bir ikizini (AI Kevin) oluşturmak için çalıştığını ve modelini Abu Dabi’de eğittiğini söyledi. O’Leary, ses teknolojisindeki hızlı ilerlemeyle birlikte, “Birkaç hafta içinde gelecek olan bir sonraki AI Kevin versiyonunda, gerçek ile sahteyi ayırt edemeyeceksiniz,” iddiasında bulundu. Bu açıklama, yapay zekanın sadece figüranları değil, aynı zamanda ünlü yüzleri ve kişisel markaları da nasıl dönüştüreceğine dair çarpıcı bir örnek teşkil ediyor.
Sonuç: Kaçınılmaz Dönüşüm ve Etik İkilem
Kevin O’Leary’nin önerileri, Hollywood’un karşı karşıya olduğu en büyük etik ve ekonomik ikilemi gözler önüne seriyor: Maliyetleri düşürmek ve verimliliği artırmak adına teknolojiyi kucaklamak mı, yoksa binlerce sanatçının ve çalışanın geçim kaynağını korumak mı? 'Marty Supreme' gibi dev yapımların bütçeleri, stüdyoların YZ kullanımına yönelik maliyet tasarrufu argümanlarına kulak vermeye hazır olduğunu gösteriyor. Ancak, YZ’nin film setlerine tam entegrasyonu, sendikalar ve sanat camiası arasında uzun sürecek bir mücadeleyi de beraberinde getirecektir.
Kaynak: Kevin O’Leary’nin yapay zeka ile figüranların değiştirilmesi önerisine dair detaylı açıklamalara Variety’nin haberinde ulaşabilirsiniz.