Los Angeles'ın prestijli sahnesi Mark Taper Forum, 2020’lerdeki misyonuna uygun olarak, kültürel çeşitliliği öne çıkaran bir yapımı ağırlıyor: Jocelyn Bioh’un kaleme aldığı 'Jaja’s African Hair Braiding'. Harlem’deki hareketli bir saç örgüsü salonunda geçen bu dramatik komedi, ilk bakışta bir işyeri komedisi gibi görünse de, perde arkasında ABD’deki Afrikalı göçmen kadınların yaşam mücadelelerini ve dayanışmasını derinlemesine işliyor.
Oyunun en dikkat çekici yönlerinden biri, kültürel özgünlüğünü korurken geniş kitleye hitap edebilme yeteneği. Saç örgüsü salonlarının ince detaylarına hakim olanların içten kahkahaları, kısa sürede tüm izleyici kitlesinin katıldığı evrensel bir mizaha dönüşüyor. Bu kesişim noktası, 'Jaja’nın' Broadway'de kazandığı özel Tony ödülleri (Özel Saç ve Peruk Tasarımı, Kostüm Tasarımı) ve En İyi Oyun adaylığı gibi başarılarının temelini oluşturuyor.
Harlem'deki Salon: Çatışma ve Dayanışmanın Merkezi
Oyun, salonun sahibi Jaja’nın 18 yaşındaki kızı Marie (Jordan Rice) ve Sierra Leone'den gelen çalışan Miriam (Bisserat Tseggai) ile dükkanın kapılarının açılmasıyla başlıyor. Kısa sürede, farklı göçmenlik geçmişlerine sahip diğer örgü ustaları da ekibe katılıyor:
- Bea (Claudia Logan): Gana’dan gelen ve dükkanın başlangıcında ortaklık hakkı alamadığı için gerginlik yaratan karakter.
- Ndidi (Abigail C. Onwunali): Nijeryalı göçmen, neşeli tavrı ve üstün örgü becerileri nedeniyle Bea'nın rekabet odağı.
- Aminata (Tiffany Renee Johnson): Gerginlikleri dengeleyen, Bea ile arkadaşlık kurabilecek kadar ateşli tek karakter.
Bu kadınların kurduğu sıkı birlik, aralarındaki çekişmelere rağmen, göçmen olarak paylaştıkları ortak kaderde birleşiyor. Salonun ismini veren Jaja (Victoire Charles) ise, adeta Godot'yu bekler gibi, oyunun son üçte birlik bölümünde, düğün kıyafetiyle görünüyor ve tüm dinamikleri değiştiriyor.
Neden Bir Kuaför Salonu?
“Barbershop” filmlerinin neden başarılı bir seriye dönüştüğünü düşününce, bir saç bakım ortamının işyeri komedisi için neden ideal olduğu anlaşılıyor. Özellikle saç örgüsü gibi saatler süren işlemler, karakterlerin sürekli olarak sahnede kalmasını ve izleyicinin o ‘bir günlük’ hayata tamamen dahil olmasını sağlıyor. Bu durum, yazar Jocelyn Bioh’un karakterleri yapay bahanelerle sahnede tutma zorunluluğunu ortadan kaldırıyor.
İlginç bir detay olarak, dükkana uğrayan tüm erkek karakterler, orijinal Broadway prodüksiyonundan da gelen Michael Oloyede tarafından ustaca canlandırılıyor. Bu kameleonik performans, oyunun odağını tamamen kadın karakterler ve onların iç dünyasına yönlendiriyor.
Komedinin Altındaki Eleştirel Katman: Göçmenlik ve Zamanın Önemi
Oyun, komik çekişmelerin ötesinde daha ciddi bir amaca hizmet ediyor. Göçmenlerin beklentisi olan hoşgörülü topluma karşı, sahne dışındaki gerçek düşman, yani onları bekleyen ayrımcı toplum duruyor.
Bu tür kültürel yapımlar, tıpkı 20. yüzyılın başındaki göçmenlik ve ırksal adaletsizliği güçlü müzikleriyle sahneleyen 'Ragtime' müzikali gibi, Amerikan toplumunun çalkantılı tarihini ve göçmenlerin bitmeyen mücadelesini yansıtıyor. E.L. Doctorow’un romanından uyarlanan ve son dönemde Broadway’e görkemli bir dönüş yapan Ragtime, ırkçılık, sınıf eşitsizliği ve sanayileşmenin yükselişi gibi zamansız temaları, Afro-Amerikan çift, Beyaz üst sınıf aile ve Yahudi göçmen Tateh’in kesişen kaderleri üzerinden bir halk destanı olarak sunuyor. Broadway'deki "Ragtime" müzikalinin Amerikan tarihinin yeni yorumuyla geri dönüşü hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.
Oyunun, 2010’ların sonlarında (Trump’ın ilk dönemi) geçmesi tesadüfi değil. Tıpkı diğer çağdaş oyunların COVID-öncesi dönemi seçmesi gibi, Bioh da bu tarih aralığını kullanarak göçmen karakterlerinin aşırı korku ve panik içinde olmadığı bir anlatı inşa edebiliyor. Eleştirmenler, eğer oyun daha güncel bir zamanda geçseydi, karakterlerin sadece “ICE” (ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza) korkusu altında ezilen, neşesiz figürler olmak zorunda kalacağına dikkat çekiyor.
Jaja's African Hair Braiding, izleyicisine hem coşku hem de hüzün sunuyor. Bu, sonsuza dek sürmesi beklenmeyen bir neşe. Ancak Harlem'deki bu 'sıcak gün', tiyatro salonunda izleyiciler için serinletici bir esinti yaratıyor. Oyun, göçmenlik dramını kahkahalarla yumuşatsa da, hikayenin derininde toplumsal kabullenilme arayışının zorluklarını hissettiriyor.
Geniş Sahne: Sam Heughan'ın Tiyatroya Dönüşü
Tiyatro dünyası, Jocelyn Bioh gibi yeni sesleri ve kültürel çeşitliliği sahneye taşırken, aynı zamanda ekrandan sahneye dönen yıldızlarla da canlanıyor. Global çapta tanınan İskoç oyuncu Sam Heughan, Outlander serisindeki Jamie Fraser rolünden on yıl sonra, Royal Shakespeare Company (RSC) ile tiyatroya geri döndü. Heughan, Daniel Raggett yönetmenliğindeki 'Macbeth' prodüksiyonunda yer alıyor. Bu modern yorum, klasik İskoç trajedisini 1990’ların Glasgow’undaki işçi sınıfı mahallelerine ve çete hesaplaşmalarına taşıyarak, iktidar hırsı ve ihanet temalarını güncel bir zeminde yeniden kuruyor. Heughan, Royal Scottish Academy of Music and Drama'da aldığı eğitimle köklü bir tiyatro geçmişine sahiptir ve bu dönüşü büyük heyecan yarattı. Sam Heughan’ın 10 yıllık aranın ardından RSC ile sahnelere dönerek tiyatroya olan bağlılığını kanıtlaması hakkında daha fazla bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Bu haber, ABD'de sahnelenen Jaja's African Hair Braiding oyununun incelemesinden derlenmiştir. Kaynak: Variety - 'Jaja’s African Hair Braiding' İncelemesi