Guillermo del Toro ve Roar Uthaug: "Kayıp Kardeşleriz" – Frankenstein ve Troll Yaratıklarının Perde Arkası

Haber Merkezi

19 November 2025, 17:24 tarihinde yayınlandı

Guillermo del Toro ve Roar Uthaug'dan Yaratık Tasarımı Sırları: 'Frankenstein' ve 'Troll 2' Nasıl Ortaya Çıktı?

Sinema dünyasının iki büyük vizyoneri, Meksikalı usta Guillermo del Toro ve Norveçli yönetmen Roar Uthaug, Netflix'in ev sahipliğinde bir araya gelerek, sırasıyla 'Frankenstein' ve 'Troll' filmlerindeki ikonik yaratıklarının ilham kaynaklarını ve tasarım süreçlerini masaya yatırdı. Bu sohbet, iki ismin sinemasal yaklaşımlarında derin bir akrabalık olduğunu gözler önüne serdi.

Oscar Isaac'ın Victor ve Jacob Elordi'nin Yaratık rolünde oynadığı del Toro'nun 'Frankenstein' filmi 7 Kasım'da Netflix'te gösterime girerken, Uthaug’un ilk filmiyle büyük bir başarı yakalayan serinin devamı 'Troll 2'nin ise 1 Aralık’ta izleyiciyle buluşması bekleniyor.

Frankenstein'ın Yaratığı: Dört Haftalık Yarış

Del Toro, 'Frankenstein'ın Yaratığı' (Jacob Elordi) için tasarlanan makyaj efektlerinin, planlanan başrol oyuncusunun son dakikada projeden ayrılmasıyla karşılaştığı büyük krizi anlattı. Yönetmen, neredeyse bir yıl süren titiz çalışmanın boşa gitme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını belirtti.

“Final tasarıma ulaşmamız neredeyse bir yılımızı aldı. Tek bir oyuncu için heykeltıraşlık yapmıştık ve bu uzun sürmüştü. Oyuncu projeden ayrıldığında ise her şeyi yeniden şekillendirmek için sadece dört ila beş haftamız kalmıştı.”

Ancak görsel efektler ve makyaj efektleri konusunda kapsamlı bir geçmişe sahip olan del Toro, 'Yapılamaz, çok zor' diyenlere karşı korkmadığını ve meydan okumayı kabul ettiğini söyledi. Del Toro, tasarımın 1800'lerin anatomik bilgilerini ve frenoloji (kafanın kısımlarının karakteri yarattığı inancı) bilimini temel aldığını, ayrıca Victor'un 20 yıllık takıntısının bir sonucu olarak Yaratık'ın estetik açıdan bir 'Lamborghini gibi kusursuz' olmasını hedeflediklerini vurguladı. Yaratığın Victor tarafından parçalardan birleştirilmiş bir ceset değil, adeta 'İncil’deki Âdem’e benzer, yeni yaratılmış bir varlık' olması gerektiğini belirtti.

Troll'ün Doğuşu: Norveç Folklorundan İlham

Roar Uthaug ise, gişede rekor kıran ve Netflix'in tüm zamanların en popüler İngilizce olmayan filmi unvanını alan 'Troll' serisinin ilham kaynağını Norveç kültürüne dayandırdı. Uthaug, ünlü ressam Theodor Kittelsen'in 1900'lerin başında Oslo'nun ana caddesi Karl Johan’da yürüyen bir trolü resmettiği "Karl Johan Caddesi'ndeki Trol" adlı tablosundan yola çıktığını ifade etti.

Uthaug, Amerikan gişe filmlerinin büyük ölçeğini sevdiğini ancak filmlerine her zaman Norveç folkloru, karakterleri ve coğrafyası gibi yerel unsurları entegre etmeye çalıştığını dile getirdi. Ona göre, Avrupa sinemasının karakterleri tasvir etme konusunda ABD'ye göre farklı bir yaklaşımı var.

Ortak Tema: Yaratıklar ve İnsanlığın Zulmü

İki yönetmenin sohbetinin odak noktalarından biri, filmlerindeki 'canavarların' insanlık tarafından nasıl haksızlığa uğradığı temasıydı. Del Toro, bu tema üzerine konuşurken, özellikle 'Hellboy 2' ve 'Troll 2' arasında, yaratıkların insanlar tarafından haksızlığa uğratılması teması nedeniyle büyük bir sinematik akrabalık hissettiğini, bu durumun onları 'kayıp kardeşler' gibi yaptığını söyledi.

“Yaratığı tasarlamak, neyi temsil ettiğinden çok, neyi somutlaştırdığıyla ilgilidir ve hikayeyi nasıl değiştireceğidir. 'Frankenstein'da Victor, filmin hem kahramanı hem de düşmanıdır; o, aynı anda hem iyi hem de kötü adamdır. Yaratık, zalimliği anlamak için Victor tarafından kötü muamele görmesi gereken yeni doğmuş bir bebeğe benzer.”

Uthaug da bu görüşe katılarak, Del Toro'nun yaratıklarının hiçbir zaman saf kötülük olmadığını, onlarda her zaman bir miktar insanlık veya duygu bulunduğunu ve izleyicinin kısmen yaratıklara hak verdiğini belirtti. Bu bakış açısı, Nexus okuyucuları için, fantastik türün sadece görsel efektlerden ibaret olmadığını, aynı zamanda derin felsefi sorgulamalar içerdiğini gösteriyor.

İki İkonik Yaratığın Tasarım Kriterleri

Öne Çıkan Tasarım Felsefeleri:
  • Guillermo del Toro (Frankenstein): Estetik ve işlevselliği birleştirdi. 1800'lerin anatomik bilgilerine ve frenoloji bilimine dayandı. Yaratığın çok sayıda kişiden oluştuğu izlenimini vermek için farklı cilt renkleri kullanıldı.
  • Roar Uthaug (Troll): Norveç doğasından esinlenildi. Kayalık yüzeyler ve orman zemini dokusu kullanıldı. Kötü adam trol (predatör) için kurtlardan ilham alınarak üçgen yüz hatları, kahraman trol için ise daha yuvarlak ve insancıl gözler tercih edildi.

Uthaug, devasa boyutları nedeniyle trolleri sette fiziksel olarak bulunduramadıklarını, bu yüzden aktörlerin tepki vermesi için 50 metre havada yanıp sönen kırmızı ışıklı dronlar kullandıklarını ekledi.

Del Toro ve Uthaug arasındaki bu sohbet, sinemada yaratık tasarımının sadece görsel bir iş değil, aynı zamanda karakterin hikayesini ve felsefesini taşıyan kritik bir süreç olduğunu bir kez daha kanıtladı. Del Toro’nun karmaşık teknik bilgisi ve Uthaug’un kültürel bağlamı kullanma yeteneği, ikilinin neden günümüzün en başarılı fantastik film yapımcıları arasında yer aldığını açıklıyor.

Del Toro ve Uthaug'un yaratık tasarımları ve filmlerinin felsefesi hakkında daha derinlemesine bilgiler almak isterseniz, bu çarpıcı sohbetin tüm detaylarını Del Toro, Uthaug, Frankenstein ve Troll yaratık tasarım detayları içeriğimizde bulabilirsiniz.

Kaynak: Yaratıkların tasarımı hakkında daha fazla detay için Variety'nin özel haberine göz atabilirsiniz: Guillermo del Toro ve Roar Uthaug'un Yaratık Tasarım İlhamları.