Hollywood’un vizyoner yönetmenlerinden Darren Aronofsky, son filmi 'Black Swan' ile ününü pekiştirmiş ve daima eleştirel bakış açısıyla tanınmıştır. Son olarak Kızıldeniz Film Festivali’nde sahne alan Aronofsky, sektörün geleceği, medya devlerinin konsolidasyonu ve yapay zekanın sinema üzerindeki etkileri hakkında çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Sektör Konsolidasyonu: Rekabetin Ölümü?
Son günlerde sektör kulislerinde en çok konuşulan konulardan biri, Netflix'in Warner Bros.’u (HBO Max ve oyun stüdyoları dahil) potansiyel olarak satın alacağı yönündeki iddialardı. Bu türden büyük birleşmelerin sanat dünyasına etkileri sorulduğunda, Aronofsky net bir tavır sergiledi. Yönetmen, bu tür haberleri tam olarak sindiremediğini, ancak genel bir kuralın geçerli olduğunu belirtti.
Özellikle Netflix'in WBD teklifine karşı Paramount Skydance'in hisse başına 30 dolarlık nakit teklifinin ortaya çıkması, konsolidasyon tartışmalarını alevlendirdi. Paramount, bu teklifin Netflix'in sunduğu hisse senedi ve nakit karışımı içeren, daha 'volatil ve karmaşık' yapıya kıyasla hissedarlar için daha üstün ve kesin bir değer sunduğunu savunuyor. Eğer Netflix'in teklifi gerçekleşseydi, birleşmiş varlıkların Asya Pasifik (APAC) bölgesindeki yıllık tekrarlayan gelirinin **6.6 milyar dolara** ulaşması bekleniyordu. Bu finansal hareketlilik, Aronofsky’nin eleştirilerinin zeminini oluşturuyor. Bu rekabet, Paramount'un WBD'ye yönelik teklifinin bir parçası olarak, stüdyonun yılda **30'dan fazla filmi doğrudan sinemalarda yayınlama taahhüdü** vermesiyle daha da belirginleşti; bu, Netflix'in yayın odaklı stratejisine karşı bir sinema savunması olarak yorumlandı. ABD Başkanı Donald Trump'ın her iki teklif karşısında da henüz tarafını seçmemesi ve kararın antitröst incelemesine tabi olacağını belirtmesi, piyasada ek bir belirsizlik yaratmıştır. Bu durum, aynı zamanda, Netflix'in WBD'yi satın alması durumunda oluşacak devasa pazar payının tekel endişesi yaratabileceği tartışmalarını da beraberinde getirmiştir.
“Her zaman daha fazla alıcının olması iyidir. Konsolidasyon olduğunda, bu her zaman kötüdür. Zaten sınırlı sayıda alıcımız var. Bir film ya da TV şovu yapmak istediğinizde, projeyi herkese gönderirsiniz ve bazılarının iştahının kabarmasını, bir tür açık artırma savaşı başlatmasını umarsınız. Bu, sanat eserinizi yapmanız için gereken finansmanı sağlar. Bir oyuncunun eksilmesi her zaman hayal kırıklığıdır.”
Eleştirel Bakış Açısı: Peki Konsolidasyonun Avantajı Yok mu?
Aronofsky’nin endişesi, proje bütçeleri ve yaratıcı özgürlük üzerindeki kısıtlamalar açısından haklı olsa da, büyük medya birleşmelerinin savunucuları farklı argümanlar öne sürer. Savunuculara göre, büyük birleşmeler içerik dağıtımını daha verimli hale getirebilir, küresel pazarlara daha hızlı ulaşım sağlayabilir ve aboneler için tek bir platformda daha zengin bir kütüphane sunabilir. Ancak Aronofsky’nin vurguladığı gibi, yaratıcılık ve özgün fikirler için hayati olan rekabet ortamı bu durumdan olumsuz etkilenmektedir. Azalan rekabet, stüdyolara 'riskli' veya 'çok niş' görünen projelere daha az yatırım yapma cesareti verir.
Yapay Zeka ve 'Anlamsız' Yüksek Prodüksiyon Değeri
Aronofsky, sadece eleştirmen kimliğiyle kalmayıp, aynı zamanda teknolojiye yatırım yapan bir isim. Google DeepMind ile ortaklaşa kurduğu, yapımcılara yapay zeka tabanlı yaratıcı araçlar sunmayı amaçlayan Primordial Soup stüdyosu hakkında da konuştu. Yönetmen, AI’ın gelişim hızının inanılmaz olduğunu belirtti ancak mevcut çıktıları eleştirdi.
AI modellerinden çıkan içeriğin şu anda çok yüksek prodüksiyon değerine sahip olduğunu, ancak genellikle 8 saniye sürdüğünü ve 'anlamsız' olduğunu söyledi. Bu içeriği ‘daha tatlı ve tatlı bir şeker’ benzetmesiyle tanımlayarak, dünya dikkatini daha çok çektiğini vurguladı.
Hikaye Anlatıcılığının Değişmeyen Büyüsü
Yapay zekanın yükselişine rağmen, Aronofsky hikaye anlatıcılığının en önemli sanat formlarından biri olmaya devam ettiğini savunuyor. Ona göre bir film izlemek, izleyiciden kendini unutmasını ve başkasının yolculuğuna eşlik etmesini gerektiren bir empati egzersizidir. Yönetmen, yapay zekanın seyircinin ilgisini çekecek uzun metrajlı filmler yapabilmekten henüz 'oldukça uzakta' olduğumuzu düşünüyor.
Ancak bu durum, AI’ın tamamen yararsız olduğu anlamına gelmiyor. Aronofsky, yapay zekanın yakında çok temel bir düzeyde hikaye anlatabileceğini, ancak bir insan işbirlikçisinin bu temel yapıyı alıp onu ‘sanata’ dönüştüreceğini öngördü. Genç yapımcılara ise güncel tavsiyesi, beş arkadaş ve beş bilgisayarla hemen şimdi AI araçlarını keşfetmeye başlamaları oldu.
İki Saatlik Filmlerin Egemenliği Sona mı Eriyor?
Aronofsky, sinema ortamının değiştiğini ve iki saatlik uzun metrajlı filmlerin eskisi gibi kültürel alanda aynı hakimiyete sahip olmadığını ekledi. 'Squid Game' gibi TV dizilerinin artık daha büyük kitlelere ulaştığını ve kültürü daha derinlemesine etkilediğini belirtti. Ona göre önemli olan, hikaye anlatımının sonsuza dek var olacağı, sadece biçiminin değişeceği gerçeğidir. Bu değişen düzende başarı, hikayeyi dünyaya en ilginç şekilde ulaştırma yolunu bulmakta yatıyor.
Darren Aronofsky'nin Kızıldeniz Film Festivali’nde yaptığı bu kapsamlı açıklamaların orijinal kaynağına ve detaylarına buradan ulaşabilirsiniz: Donald Trump Netflix, Paramount, Warner Bros. Discovery Satınalma Savaşı'nda Tarafını Seçmiyor