Pop dünyasının en üretken ve teknik açıdan yetenekli isimlerinden biri olan Charlie Puth, Los Angeles’ın yeni açılan Blue Note kulübündeki dört gecelik rezidansının ilk performansıyla hayranlarını şaşırttı. Puth, sadece bir pop yıldızı olmadığını, aynı zamanda derin bir müzik teorisi bilgisine sahip bir müzisyen olduğunu kanıtlayan 75 dakikalık bir set sundu.
Konserin hemen başında, sahnedeki hayranlarına ve TikTok canlı yayını üzerinden izleyen binlerce kişiye niyetini açıkladı: “Bu şarkıları, onları kafamda tasarladığım orijinal haliyle çalacağız.” Puth, yazdığı her şeyin bir caz perspektifinden geldiğini, çünkü caz müziği çok sevdiğini vurguladı. Bu açıklama, kariyeri boyunca ince ince işlediği, pop şarkılarına caz öğelerini gizleme sanatının bir ilanıydı.
Pop Melodilerinin Altındaki Değişken Armoniler
Sıradan bir dinleyici için Charlie Puth, 2016'daki çıkış albümü “Nine Track Mind”dan bu yana, eleştirilmesi zor, titizlikle yapılandırılmış pop dehalarından biri olarak görülüyor. “How Long” ve “Attention” gibi şarkılarla ana akım bilince yerleşirken, hayranları (Puthers) onun diskografisinin kalbinde müzik teorisi, özellikle de caz kompozisyonu bilgisinin yattığını biliyorlardı.
Puth’un en büyük yeteneği, kulağa basit gelen ancak dinamik akor geçişleri ve aldatıcı derecede karmaşık armonilerle güçlendirilmiş şarkılar inşa etmesidir. Mükemmel bir perde (absolute pitch) yeteneğine sahip olması bir espri konusu haline gelmiş olsa da, müziğini derinleştiren asıl unsur, ince tonal kaymaları ve modülasyonu temelden anlamasıdır. Bu, şarkılarına ileriye doğru bir itki, nadiren yakalanabilen bir dinamizm kazandırır.
Blue Note Sahnesinde Yeniden Doğuş: Caz Salonu Düzenlemeleri
Blue Note’taki 75 dakikalık performansta Puth, hitlerini ve derin parçalarını orijinal vizyonuna uygun alternatif versiyonlara dönüştürdü. Örneğin, “Attention”, baştan sona telli gitar tınıları ve sallantılı bas notalarıyla bir caz salonu süzüntüsü olarak sunuldu ve üç kişilik arka vokal grubuyla a cappella armonileriyle zirveye ulaştı. “Boy” şarkısının sonunda ise, gevşek, caz doğaçlama ritmine geçiş yaparak Erykah Badu'nun “Back in the Day (Puff)” şarkısından bir bölüm ekledi. Yeni single’ı “Changes” ise setin kapanışını yaparken, 1980'lerin Toto ve Phil Collins etkilerini modern pop kalıplarına uyarladığını gösterdi.
“Şeytanın Avukatı” Görüşü: Pop müzik dinleyicileri, genellikle şarkının hemen akılda kalan nakaratına ve güçlü prodüksiyonuna odaklanır. Puth’un bu akademik ve caz odaklı yaklaşımı, müziğini teknik açıdan zenginleştirse de, bazı pop hayranları için aşırıya kaçan bir deneysellik olarak algılanabilir ve stadyum konserlerinin dinamizmini düşürebilir. Ancak Puth’un bu samimi denemesi, sanatçının sınırları zorlama arayışının bir göstergesidir.
Kariyerin Başlangıcına Dönüş Hissi
Puth, New York'taki Radio City Music Hall ve Los Angeles'taki Greek Theatre gibi büyük mekanlarda performans sergilemiş, hatta geçen yıl Asya’da “Something New” turnesine çıkmış deneyimli bir şovmendir. Ancak Blue Note gibi küçük bir kulüp ortamında sahne almanın onu gerginleştirdiğini itiraf etti. “Artık yeni bir sanatçı değilim, ama başlangıç kariyerimde çalacağım bu sahnelerde kendimi yeni bir sanatçı gibi hissediyorum. Bu gösteriyi yapacağımı hep biliyordum, sadece 10 yıl sonra gerçekleşti,” dedi.
Son on yılda sürekli olarak sesini ve tarzını rafine eden Puth’un bu kendini ifade etme yolculuğu, Taylor Swift’in geçen yılki “The Tortured Poets Department” albümünde “Charlie Puth daha büyük bir sanatçı olmalı” demesini haklı çıkarıyor. Mekanlar değişebilir, sound evrim geçirebilir, ancak Puth’un pop mükemmelliği arayışındaki tekilliği sabit kalıyor.
Kaynak: Variety’de yayımlanan orijinal konser incelemesini buradan okuyabilirsiniz: Charlie Puth'un Blue Note Konseri İncelemesi