Babam ve Kaddafi: Bir Kayboluşun Ardından Gelen Kişisel ve Ulusal Hesaplaşma

Haber Merkezi

24 November 2025, 16:37 tarihinde yayınlandı

Kayıp Babasının İzinde: Jihan K'den Libya ve Kaddafi Rejimini Sorgulayan Güçlü Belgesel

Dünya sinema camiasının yakından takip ettiği Doha Film Festivali’nde bölgesel prömiyerini yapan “Babam ve Kaddafi” (My Father and Qaddafi), yönetmen Jihan K’nin çarpıcı ilk uzun metraj belgeseli olarak dikkatleri üzerine çekiyor. Bu film, sadece bir ailenin hikayesi olmanın ötesine geçerek, Libya’nın karanlık siyasi geçmişi ve otoriter yönetim altında kaybolan vicdanının izlerini sürüyor.

Belgeselin merkezinde, Jihan K’nin babası Mansur Rashid Kikhia’nın hayatı ve 1993’te Kahire’de ansızın ortadan kayboluşu yer alıyor. Kikhia, bir insan hakları avukatı, eski dışişleri bakanı ve Birleşmiş Milletler Büyükelçisi olarak Muammer Kaddafi rejimine karşı çıkan kilit muhaliflerden biriydi. Onun ortadan kayboluşu, sadece ailesi için değil, yıllarca süren siyasi kargaşayla boğuşan Libya için de derin bir yara açtı.

Değerli Bir Hafıza Mirası: Yönetmen Jihan K’nin temel motivasyonu, babasının siyasi mücadelesini ve Kaddafi döneminde savunulan Libya idealini, “ikinci kez kaybetmekten” korumak. Jihan K, filmi dokuz yılda tamamladı ve bu süreci, sadece bilgi toplamak değil, aynı zamanda geçmiş kuşaklarla onarıcı bir bağ kurma aracı olarak tanımlıyor.

Sessizliğin Şekillendirdiği Bir Çocukluk ve Kimlik Arayışı

Babası kaybolduğunda altı yaşında olan Jihan için bu sessizlik, kimliğini şekillendiren bir unsur haline geldi. Yıllar sonra, bir yetişkin olarak, bu sessizliği bozma sorumluluğunu hissettiğini belirtiyor. Belgesel, tanıklıklar, arşiv görüntüleri ve Jihan’ın kendi kimliğiyle hesaplaşması aracılığıyla Kikhia’nın hikayesini yeniden yapılandırmayı amaçlıyor.

Suriye asıllı annesi Baha Al Omary, kocasının akıbetini öğrenmek için yıllarca kamuoyu önünde mücadele ederken, çocuklarını bu belirsizlikten korumaya çalıştı. Jihan, annesinin mücadelelerine tanık olsalar da, annelerinin evde neşeye ve normalleşmeye alan tuttuğunu vurguluyor. Bu durum, kişisel hikayenin acıya rağmen nasıl bir direnç anıtına dönüştüğünü gösteriyor.

Jihan K: “Babamın ikinci kez kaybolmasını istemedim. İlkinde anlamadığım bir oyunun çaresiz bir çocuğuydum. On dokuz yıl sonra ise bağlamı anlama ve harekete geçme gücüne sahiptim.”

Siyasi Çerçeve ve Etik Dengeler

“Babam ve Kaddafi”, her ne kadar geniş bir siyasi çerçeveye sahip olsa da, kişisel ev videoları, samimi röportajlar ve siyasi arşivlerle samimi bir anlatıma odaklanıyor. Jihan K, filmin kurgu aşamasında hikaye yapısını bilmediği için profesyonel editörlerle çalıştığını ve ana hikayenin özüne sadık kalmanın önemini öğrendiğini belirtiyor. Yönetmen, kendi soyutlama sevgisini dizginleyerek, temel insan hakları misyonuna odaklanmak zorunda kaldığını dile getiriyor. Dokuz yılını sadece kendini anlatmak yerine, izleyicinin Libya tarihini ve babasının siyasetini anlamasını sağlamayı hedefledi.

Otoriterlik ve savaşla harap olmuş, sinema altyapısı zayıf bir ulusta böyle bir işe girişmek, hem kişisel hem de ulusal bir görev üstlenmek anlamına geliyor. Jihan K, Batı’nın, Kaddafi’nin ve hatta Libya içindeki anlatının kusurlu olduğunu belirterek, kendi yorumunu oluşturma hakkını talep ediyor. Bu eleştirel duruş, filmin sadece bir anma değil, aynı zamanda ulusal kimliğin yeniden inşası için bir araç olduğunu gösteriyor.

Uluslararası Yankı ve Pan-Arabizm Bağlantıları

Filmin Venedik'teki prömiyeri beklenmedik bir katarsis yaşattı. 20. yüzyılın başlarında Libyalıların katledilmesinden sorumlu olan eski sömürge gücü İtalya, filmi açık yüreklilikle karşıladı. Jihan K, İtalyanların kendi vahşetlerini dile getirmelerinin, tarihi yüzleşme konusunda büyük bir cömertlik olduğunu aktarıyor.

Doha Film Festivali, filmin Ortadoğu ve Kuzey Afrika prömiyerini işaret ediyor. Doha Film Enstitüsü tarafından desteklenen bu eser, kimlik, aidiyet ve siyasi miras konularını sorgulayan genç Arap sinemacıların yükselen dalgası içinde önemli bir yer ediniyor. Jihan K, Kaddafi’nin Libya kimliğini derinden rehin aldığını ve filminin Libya’yı haritaya yeniden koymanın, siyasetin ötesinde insani bir yerden Libyalılarla bağ kurmanın bir yolu olduğunu düşünüyor.

Bu bağlamda, Doha Film Festivali, sadece sanatsal başarıları sergilemekle kalmıyor, aynı zamanda Katar’ın film endüstrisine yönelik vizyoner yatırımlarına da sahne oldu. Festival Endüstri Günleri sırasında Katar, içerik yatırım süreçlerine Parrot Analytics ile yaptığı işbirliği sayesinde veri odaklı bir strateji entegre ettiğini ve film yapımcılarına %50’ye varan nakit iadesi sunan bölgesel bir teşvik programı başlattığını duyurdu. Katar'ın veri odaklı film stratejisi ve MENA sinemasına yaptığı bu önemli yatırımlarla ilgili gelişmeleri Nexus Haber'de takip edebilirsiniz.

Anlatının derinlerinde Pan-Arabizm teması da işleniyor. Jihan K’nin ebeveynleri, Filistin aktivizmi aracılığıyla tanışmıştı. Yönetmen, günümüzde Filistin çevresindeki duygusal zekanın yükseldiğini ve bu mücadelelerin ne kadar iç içe geçtiğinin (Libya, Filistin gibi tüm bu güçlerin ortak bir tarihi paylaştığının) daha iyi anlaşıldığını ekliyor.

Jihan K’nin en büyük hayali, filmi bir gün Libyalı izleyicilere ulaştırmak olarak kalıyor.

Kaynak: Variety - Doha Film Festivali Haberi